Bir Saniye Beni Dinler Misiniz? Bir Şey Söyleyeceğim!

Kapitalizm ve Komünizm

Kategori: Masal

Evvel zaman kalbur saman içinde çayırların yeşili daha yeşil, gökyüzünün mavisi daha mavi, denizlerin bile daha sulu olduğu bir yer varmış. Yaşlılar daha genç, gençler alabildiğine yaşlıymış. Herkes mutlu mesut yaşıyor, günlük işlerini hallediyor, akşam evde yemeğini yiyip, horul horul uyuyormuş.

 

Şehirlerin birinde iki aşık varmış. Kapitalizm ve komünizm. Birbirlerini deliler gibi seviyorlarmış ama öyle böyle değil, bokunu çıkarırcasına. Kapitalizm sevgilisine sürekli paha biçilmez hediyeler alıyormuş, komünizm de sevgilisine eğitim, sağlık gibi hizmetler veriyormuş. İkisi de mutlu, her akşam kumrular gibi sevişiyormuş.

 

Sonra bir gün komünizm hastalanmış, yataklara düşmüş. Beklemiş ki sevgilisi gelsin, kendisini iyi etsin, elinden tutsun. Ama kapitalizm gelmemiş. "Hasta sevgiliyi ne yapayım?" demiş "Bana yaren mi yok?". Komünizm buna çok içerlemiş ama belli etmemiş. Bir gün alacağı intikamı düşünerek güçlenmiş güçlenmiş ve yola düşmüş. Yolda siniri geçsin diye herkese sataşmış, kimini dövmüş, kimini yemiş.

 

Sonra kapitalizmin evine gelmiş ama oha. Ne evi, adam onca zaman sonrasında resmen şato yapmış. Bir de içinde tek kalıyormuş, yani ara sıra bir kaç kişiyi çağırıyormuş ama one night stand, stand up. Müthiş bir şaşaa, bir lüks içinde yaşıyormuş. Komünizm bunu görünce "Püüü, ben bu sidikliyi mi sevmişim senelerce, kapısındaki köpeğinin açlıktan kemikleri sayılıyor, şunun sefasına bak, Sefa Sirmen." demiş. İçeri girmek istemiş ama mahzun bakışlı bekçiler izin vermemiş. "Sizin içeriye her hangi bir şekilde girmeniz yasak ama dışarıda buluşabilirsiniz. Kapo abi sizi gölün kenarında bekliyor" demiş ve eliyle "Nah şurda" diye gölü göstermiş.

 

Komünizm homur homur söylenerek göle gitmiş. Bakmış ne görsün, kapitalizm gölün kenarına oturmuş, göle maya çalıyor.

 

"Seni bulduğuma sevineyim mi ağlayayım mı eski sevgili?" demiş "Herhalde kafayı tırlatmışın, Allah'ından bulmuşun diycem ama Allah'a inanmıyorum".

 

"Görmüyon mu akıllım, göle maya çalıyorum" demiş kapitalizm.

 

"Ahahahah, Allah'ın gerizekalısı, bak yine Allah dedik hadi hayırlısı, ulan göl maya tutar mı, püüüü, bir de senin koynuna girdik senelerce"

 

"Ulan angut, tutmasa bile tuttururum ben, öyle bir pazarlarım ki ben bu gölü, bir günde kapış kapış gider, sen hala tırı vırı yap. Ya tutarsa hiç demiyorum bile, şaşkınlıktan altına sıçma diye."

 

Komünizm anlam veremeyerek şaşkın bakışlarla çömelmiş, kamburu çıkmış, pis pis sırıtan eski sevgilisini seyretmiş.

 

Neyse kapitalizm işini bitirmiş kalkmış ayağa, beraber şatoya doğru yürüyorlarmış. O sırada karşıdan gelmekte olan azgın bir çocuk sürüsü görmüşler, karşıdan balici gibi geliyorlarmış. Komünizm biraz tısrmış ama kapitalizm şehvetle sırıtarak "Gelin bakalım piç sürüsü" demiş. Çocuklar gelince bunlara sormuşlar "Ya bize bir kaç düdük lazım da, siz bulabilir misiniz agalar?" demiş çocuklardan birisi. Komünizm demiş ki "Ben getiririm ama önce paraları göreyim lütfen". Kapitalizm hemen "Evlatlarım siz onu sittiredin. Ben size hemen bulurum, para mühim değil sonra verirsiniz. Siz şunları imzalayın, ben bulurum.". Çocuklar sevinmiş "Yaşa be abi, kralsın kral" demişler. Kapitalizm pis pis sırıtmış.

 

"Olum manyak mısın sen, ya paraları yoksa. Nasıl ödeyecekler düdüklerin parasını" demiş komünizm.

 

"Sen de ne dırdırcıymışın be. İyi ki bırakıp gitmişim. Görürsün az sonra" demiş kapo.

 

Saraya gitmişler tekrardan. Komünizm dışarıda beklemiş, içeriye almamışlar onu. Sonra kapitalizm dışarı çıkmış. Adi ama süper görünümlü düdükler yapmış hemen içeride. Balici çocukların yanına gitmişler tekrardan. Çocuklar bunları görünce bir sevinmiş bir sevinmiş, gözleri parlamış çocuklara has bir şekilde. Tam düdükleri alacaklarken kapitalizm imzalı kağıtları çıkarmış. "Sen balici 1, şu düdüğü almışın, karşılığında benden şu kadar kredi çekmişin. Şu kadar faiziyle şu kadar borcun var. Ödemezsen hakkında yasal işlem başlatırım elimde senedin var, skertirim seni de yedi ceddini de...".

 

Böyle böyle herkesin senedini çıkarmış kapitalizm ve herkes eli mahkum daha da borçlanmış kapitalizme, içlerinde düdüklerine kavuşmanın verdiği buruk sevinçle.

 


Komünizm dayanamamış artık buna, arkasına dönmüş ve gitmiş, giderken bir de boka basmış. Önüne geleni tokatlamış, hepiniz bu adama hizmet ediyorsunuz, şerefsizler diye diye. Biraz paranoya yapmış haliyle. Kendi evine dönmüş. İyice içine kapanık olmuş. Kimseyle görüşmemiş, herkese soğuk ve ters davranmaya başlamış ve gün be gün kendini harap edip, yataklarda acı içinde ölmüş.

 

Kapitalizm ise büyüdükçe büyümüş, şatosunu büyütmüş. Eski sevgilisinin ölüm haberi üzerine ise bir oh çekip yemeye devam etmiş.

09:58 - 1/6/2006 - yorum {14} - yorum yaz


Kızlar Teklif Ediyormuş Efsanesi

Kategori: Masal

Bir başka diyarların, abazan erkeklerin mutlu mutlu yaşadığı, yeşilin daha yeşil, suyun daha ıslak olduğu diyarların efsanesi.

 

Mutlu ülkenin her daim mutsuz erkekleri varmış. Çünkü abazanlıktan yanıyorlarmış. senelerce olmayacak fikirler üretmişler, denenebilecek her şeyi denemişler ama olmamış. Kavrul kavrul yanmaya devam etmişler.

 

Bir gün hepsi toplanmış, evde film izliyorlarmış. Filmin en heyecanlı sahnesinde birden kapı çalmış: tık tık tık...

 

İlk başta bir dikkat kesilmişler ama sonra nasıl olsa gider demişler ve filmi izlemeye devam etmişler. Ama kapı bir zaman sonra tekrar çalmış: tık tık tık...

 

Şaşırmışlar. Çünkü onların kapısını kendilerinden başka kimse çalmazmış. İçlerinden birisi ayağa kalkmış ve kapıya yönelmiş. Kapıyı heyecan içinde açmış, bir de ne görsün. Belinin kamburu iki kat, elinde bastonu giysileri hırpani, sakalları yerlere değen yaşlı bir amca.

 

"Buyur amca ne istiyorsun" demiş kapıyı açan abazan.

 

Amca başını hafifçe kaldırmış. "Evladım, yolcuyum. İki gündür yürüyorum. Ne yemeğim, ne suyum kaldı. Allah rızası için bana bir parçacık ekmekle, bir tas su verir misin?" demiş.

 

Abazan bir iç geçirmiş. Ne de olsa film yarıda kalmış, o yüzden. "Allah versin amca" diyecekken amca birden gözleri parlayarak "Yanıyorsunuz di mi?" demiş ve gülümsemiş.

 

Çocuk şaşkınlık içinde, "Nerden bilebilir ki buraların yabancısı" diye düşünceler geçirmiş içinden ve bu gizemli dedeyi içeri almaya karar vermiş. Hemen onu salona almış ve mutfağa koşup, geceden kalan ne varsa bir tepsiye doldurmuş ve dedenin önüne sürmüş.

 

İçerideki yaklaşık 50 abazan da şaşkınlık içinde dedenin nasıl bir iştahla yemekleri götürdüğünü seyrediyormuş. Tabi kapı çalınca bunlar filmi durdurmuş. Neyse. Dede yemeğini bitirince herkesin yüzüne teker teker bakmış. "Vivid seyrediyordunuz di mi canlar?" demiş ve yine muzipçe gülümsemiş.

 

Herkes yine büyük bir şaşkınlığa düşmüş. İçlerinde en cesaretli olan "Nerden bildin dede? Biz kapamıştık makineyi" demiş.

 

"Ben bilirim gençler. Ama halinize çok üzüldüm. Hepiniz cayır cayır yanıyorsunuz. Sizler bana yardım ettiniz ben de size yardım edeceğim. Artık elleriniz de nasır tutmasın, kalpleriniz de, Vividi de zengin etmeyi bırakın. Sizin abazanlığınız, sizden kaynaklanıyor a gençler. Karşınızdakini bir meta bir karşı cins olarak değil insan olarak görün, kesinlikle başarınız artacaktır. Her karşı cinse potansiyel sevgili bakış açısıyla yaklaşmayın."

 

Gençler şaşkınlıkla dinliyormuş dedeyi. Ama dedenin anlattıklarından bir şey anlamamışlar çünkü birisi o sırada filmi açmış.

 

Dede bakmış bunların iflah olacağı yok, demiş ki:

 

"A gençler, size bir sır vereyim de, yangınızı sönsün, en azından beni yakmayın. Şu derelerin tepelerin ardında bir yer var. Buradan daha yeşil, buradan daha ıslak. üniversite derler oraya. Orada kızlar teklif ediyormuş a abazanlarım. Azığınızı alın, kalbinizi ferah tutup yola düşün, kafanızda sadece kızlar olsun. Eminim içinizdeki yangını söndürecekler oradadır."

 

Dede lafını bitirir bitirmez kalkıp çıkmış. Gençler şaşkın, hemen arkasından koşmuşlar ama bir bakmışlar ki dede ortalarda yok.

 

Hemen oturup düşünmeye başlamışlar:

 

"Dede bence bize tanrı tarafından gönderilmiş bir mucize. Ben derim ki abazan kardeşlerim, dedenin dediği diyarlara göç edelim. Üniversiteli kızlar bize teklif etsin, coşalım."

 

Böyle diyerek, hepsi azığını, yolluğunu alıp düşmüş yola. Dereler, tepeler aşmışlar, ben diyeyim 180 günde, siz deyin 3 saatte varmışlar üniversite diyarına.

 

Bir bakmışlar ki etraf cıvıl cıvıl. Dedenin dediği kadar var. Cıbıldak cıbıldak gezen kızlar, çimlere oturup yayılan koyun gibi gençler. Bizim abazanlar müthiş bir sevinç ve neşe içinde coştukça coşmuşlar. Ama dedenin dediği gibi olsun diye beklemişler. Nasıl olsa kızlar teklif edecek diye günlerce banklarda oturup etrafa kesik atmışlar. Ama bir gün geçmiş, iki gün geçmiş, üç gün geçmiş, beş gün geçmiş, bir hafta geçmiş, bir ay geçmiş... Gelen giden yok. Bizim abazanlar nasıl oturduysalar banklara, öyle duruyorlarmış. Bırakın teklif etmeyi, yüzlerine bile bakan olmamış.

 

Aralarından bazıları da bu iş böyle olmaz diye, kendileri teklif etmeye kalkışmış ama niyetleri baştan belli olduğu için hepsi de babayı almış.

 

Bizim abazanlar ikinci ayı doldurmuş halen aynı bankta göt çürütürken içlerinden birisi yoldan geçen bir adama dikkat kesilmiş. Adam takım elbiseli, traşını olmuş, düzgün tipli birisiymiş. Hemen koşup yakasına yakışmış abazan.

 

"Tanıdım seni. Sen o dedesin. Bize kızlar teklif ediyor diye yalan söyleyen."

 

Adam şaşırmış "Ne diyorsunuz siz? Lütfen yakamı bırakın. Şikayet ederim sizi."

 

"Ölsem bırakmam yavşak. Sen osun tanıdım seni. Kaşının üstündeki et benden tanıdım yavşağın oğlu"

 

Adam biraz ık mık etse de sonunda kabul etmiş "Evet bendim o" demiş.

 

Zaten yangınlar içerisindeki abazanlar hemen adamı çembere almışlar ve itip kakmaya başlamışlar.

 

"Niye yalan söyledin lan bize?" diye ağlamış en abazan oğlan.

 

"Evlatlar, o gün çok açtım, bankamatik kartım da evde kalmış. Ben de öyle bir yalan söylemek zorunda kaldım ama zaten amacım sizi bu üniversite diyarlarına sokmaktı. Ve başardım. Ama kızların teklif ettiği konusunda sizleri kandırdım ve aylarca bunun azabına çektim. Çok özür dilerim sizden evlatlarım." demiş dede.

 

"Ulan yavşak aylardır göt çürüttük burada, şimdi cezanı çekeceksin" demişler hep beraber.

 

Dede bakmış iş vahim hemen bağırmış. "Çocuklarım çocuklarım, beni dinleyin. İdamlıkların bile son istekleri yerine getirilir. Beni dinleyin bir kere"

 

Çocuklar duraksamış. Ne de olsa dede karizması var. Hemen durmuşlar. "Söyle çabuk ne söyleyeceksen" demişler.

 

"Evlatlarım. Sizlere yalan söyledim evet. Üniversitede kızlar teklif etmiyormuş. Ama ben o gün sizde doyduktan sonra ufkumun açıldığını hissettim. Yurt dışlarına gittim. Daha modern, daha batılı oldum. Sakalları da o batı diyarlarında kestirdim. Bir şey gördüm ki bunu sizlere söylemek isterim. Bu öyle bir tespit ki siz yavrucaklarıma kendimi affettirebileceğim bir tespit. Her ne kadar abazanlık, siz istemedikçe, siz kendinizi düzeltmedikçe iflah olacak bir şey değilse de, bu tespit sizin yangınınızı bir nebze olsun söndürecektir. Şunu diyeceğim gençler kulaklarınız dört açın."

 

Herkes dedenin söyleyeceği şeyi heyecan içinde bekliyormuş.

 

Ve dede sesini kalınlaştırarak şöyle demiş:

 

"İsviçre'de kızlar teklif ediyormuş."

 

Bir anlık bir sessizlik olmuş. Ve sonra ne olmuş biliyor musunuz?

 

Tüm abazanlar depara kalkıp en yakın hava alanına koşmuşlar.

 

Ve o günden sonra o abazanlardan bir daha haber alınamamış. Denir ki; hepsi rüzgarda savrulan kum taneleri gibi yabancı diyarlarda savrulup durmuşlar. Ve yine denir ki, kimselerin elinin değmediği, yeşilin daha yeşil, suyun daha ıslak olduğu bir diyarda kızlar teklif ediyormuş. Orayı kimse görmemiş. Ama orayı herkes bilirmiş ve her abazan orayı bulmak için yollara düşermiş.

22:24 - 31/5/2006 - yorum {13} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
Hayatın absürd penceresine hoşgeldiniz.
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Ben de Bloggerim
Reşat Çalışlar
Kategoriler
Son Yazılar
- "Ben Minik Zavalı Bir Sözlük Yazarıyım" dedi
- Kedi Kadın
- Kumru
- Uzun Ara
- Evliya
- İki Yüzsüz Çocuk
- Dövüş Lokali
- Senede Bir Gün
- Gerçek Aşk
- Her Canlı Dürümü Tadacaktır
- İçimde Bir Uktedir Fasulye ve Nohut Deneyi
- Bir Dinlenme Tesisi Dramı
- Gofret Bir Milyon
- Sevmiyorum Piknikleri
- Otobüs Yolculuğu
- Eğlenirken Dikkatli Olmak Lazım
- Almayayım Jack Bauer'i Ayağımın Altına
- Kapitalizm ve Komünizm
- Saygı Duyulması Gereken Hayvanlar
- Kızlar Teklif Ediyormuş Efsanesi
- BİM'de Eski Sevgiliyle Karşılaşmak
- Giderek Artan Lost Çılgınlığı
- Bir Gün Sahneye Çıkarsam...
- Başlangıç