| Bir Saniye Beni Dinler Misiniz? Bir Şey Söyleyeceğim! |
Almayayım Jack Bauer'i Ayağımın AltınaJack Bauer diye bir adam var. 24 adlı dizide hışırtılı hışırtılı konuşuyor. Aslında yüz yüze tanışmışlığım yoktur Jack Bauer'le ama gıyaben tanışırız, ortak bir kaç arkadaşımız da var. ama kısmet olmadı tanışmak. Bahsedilenlere göre fena da birisi değilmiş. Ama başlığa adını veren olay şöyle cereyan etti. Gençlerle oturmuş konuşuyorduk. Önemli konuları tartışıyorduk. Ben naçizane birkaç tane bilgimi paylaştım. Çoğu da memnun kaldı bu durumdan. Çünkü hiç biri bir bok bilmiyordu. Hepsi çevreme oturmuş zaten ağzımdan çıkacaklara bakıyordu. Aslında topluluk içinde artizlik yapmayı sevmeyen birisi olmama rağmen, gençlerin bilgiye olan açlıklarını gördükçe bu bilgilendirme seanslarını üstüme bir vazife olarak görüyordum. Yaklaşık bir on beş genç vardı. bir de ben. Aslında düşünmüyor da değildim "Bu godoş grubunun arasında ne işim var" diye. Oturup geceleri de ağlıyordum buna. Ulan yapacak daha iyi bir işi olmaz mı lan bir insanın. Hayatımın en verimli çağlarını bu godoşların arasında onlara laf anlatmaya çalışarak geçiriyordum. Bir boka yarasa mutlu olurdum ama anlattıklarımı kimi ağzından akan salyaya rağmen uyuyarak kimi de çorabındaki delikle oynayarak dinledikleri için bir s.kime yaramıyordu bunlar. Hayatımda önemli kararlar almam lazımda. Bu godoşların arasında bunu anlamıştım ama bu düşünceleri hep dondurma yerken aklıma getirdiğim için bir türlü bu kararları alacak ciddiyeti kendimde bulamıyordum. Hayır kornet ya da magnum gibi aristokrat dondurmalar yesem belki yine de biraz etkisi olacak ama yaz buz yiyorum lan, Nasıl alayım hayatımın yönünü değiştirecek kararlar. Neyse biz olayı dağıtmayalım. Gençler beni dinlemeye çalışıyordu. Tam hayatın anlamını anlatacakken Serkan elinde çay tepsisi ve içi kahverengiye dönüp katılaşmış şekerliği getirdi önüme koydu. Ben hayatım boyunca böyle samimiyetsiz bir ikili görmedim arkadaş. Adam su bardağına çay koyup getirmiş. Bir haspünallah çektim. "Abi kusura kalma. Çay bardaklarına şimdi birden sıcak su koyunca çatladı" dedi. "İyi tamam, geç karşıma hayatın anlamını anlatacağım" dedim. Geçti karşıma dizinin üstüne oturup ağzımın içine bakmaya başladı. Ben gözümü kaçırdım, çünkü rahatsız oldum heriften. Adama sanki hayatın anlamı değil de kama sutra dedik. Sonra arada baktım yine ağzıma mı bakıyor diye, ama ben gözlerimi kaçırınca hemen ayaklarıma bakıyordu Serkan i.nesi, ona baktığımı görünce de yine ağzıma bakıyordu. O an Serkandan bir daha değişmemecesine tiksindim. Tam ağzımı açtım konuşmama başlayacakken, Ali osurdu. yavaşça ona döndüm ama hayatımda yaptığım binlerce hata gibi bu da büyük bir hataydı çünkü osuruk kokusu tam Aliden bana doğru esiyordu. Hemen onun karşısında oturan Latif'e döndüm. Farkettiyseniz hep erkek ismi, tam bir godoş topluluğu. O an gözlerim doldu ve ağlamaya başladım. Ama arkadaş bu tipler öyle bir godoş ki ağladığımı anlamadılar anasını satayım, ağız tadıyla bir dram da yaşayamadık. Yalnız her lafa girişimde bir bok püsür çıkması sinirimi bozmaya başlamıştı. Serkana baktım tekrar, sivilcesini patlatmak için uğraşıyordu. Serkan'ı sildim hayatımdan. "Dinleyin ulan. Hayatın anlamını anlatacağım" dedim. Hepsi sustu. Tam söze başlayacam, cnbc-e'de 24 başladı. Bir de hışırtılı bir ses. Bir adam konuşuyor, ama öyle böyle değil, adam resmen g.tten konuşuyor. Gerçek zamanlı olayları anlatıyormuş, ya bildiğin Kara Murat lan bu. Adam Amerikayı filan kurtarıyor işte. Ama sarısından. Ulan s.ktiler konsantrasyonumu. Hepsi birden tv'ye döndü. Zaten efenim asosyal insanın en yakın dostu eliyle, özendiği tv kahramanıdır. "Hişş aloo, hayatın anlamını söylüyorum aloo." dedim. Bir Allah'ın kulu tınmadı. Zaten Serkan tv'ye dönmüş kıçını bana çevirmiş, çatalı gözüküyordu. O an hayatıma öyle ya da böyle Serkan gibi kıllı götlü, pis bir herifi sokmuş olduğum için kendimden de nefret ettim. Godoş sürüsü beni duymuyordu resmen. Aralarında da tartışıyorlardı. "Jack Bauer şöyle yaptı, iyi yaptı, kodu" felan diye. Jack Bauer kadar kaale alınmayınca benim tepem attı "Ulan s.kerim lan hepinizi, almayayım lan Jack Bauer'i ayağımın altına, kapa lan televizyonu, sıçarım televizyona" diye bağırdım. Hepsi bir anda irkildi, hemen alelacele kapattı Serkan iti televizyonu. Bazısı da ağlamaya başladı, ben öyle bağırınca. Hey allahım ne işim var lan bunların arasında. Hepsini toplasan bir adamın şahsiyeti etmiyor. Baktılar ağzıma. Serkan yine ayaklarıma bakıyordu. Hayatımda değişiklik zamanı bu zamandı işte. Şimdi ortamı yalnız başıma terk edebilirsem, eminim ki parlak günlere yol alacaktım. ama olmadı işte. "Allah belanı versin Serkan. gel lan pastaneye gidip kuru pasta alalım, tuzlu olsun da, acıkırsak da yeriz" dedim. Serkan'la dışarı çıktık. Serkan'ın götü hala gözüküyordu. 14:06 - 2/6/2006 - yorum yaz
|
Tanım Hayatın absürd penceresine hoşgeldiniz. Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Ben de Bloggerim Reşat Çalışlar Kategoriler Son Yazılar - "Ben Minik Zavalı Bir Sözlük Yazarıyım" dedi - Kedi Kadın - Kumru - Uzun Ara - Evliya - İki Yüzsüz Çocuk - Dövüş Lokali - Senede Bir Gün - Gerçek Aşk - Her Canlı Dürümü Tadacaktır - İçimde Bir Uktedir Fasulye ve Nohut Deneyi - Bir Dinlenme Tesisi Dramı - Gofret Bir Milyon - Sevmiyorum Piknikleri - Otobüs Yolculuğu - Eğlenirken Dikkatli Olmak Lazım - Almayayım Jack Bauer'i Ayağımın Altına - Kapitalizm ve Komünizm - Saygı Duyulması Gereken Hayvanlar - Kızlar Teklif Ediyormuş Efsanesi - BİM'de Eski Sevgiliyle Karşılaşmak - Giderek Artan Lost Çılgınlığı - Bir Gün Sahneye Çıkarsam... - Başlangıç |