| Bir Saniye Beni Dinler Misiniz? Bir Şey Söyleyeceğim! |
Dövüş Lokali
Onları ilk gördüğümde salaş bir barın çıkışında kavga ediyorlardı. Daha doğrusu ben uzaktan onları gördüğümde tartışıyorlardı. “Aha şimdi kavga çıkacak” diye bekleyip izledim. Sonra sarı çocuk kumrala bağırdı “Bana vurabildiğin kadar hızlı vur.”. Bizimkisi geldi kulağına vurdu sarı pipinin. Sarı pipi de onun karnına çok hızlı geçirdi. Sebepsiz yere bir anda birbirlerine girdiler. Acımadan birbirlerine vuruyorlardı. Hemen koştum yanlarına. “Hoop hooop hoooooooop, noluyor lan, kocaman adamlarsınız.” deyip aralarına girdim. Halen birbirlerine vurmaya çalışıyorlardı. Sarı pipi dilini dışarıya çıkarmış, sümüğü yanağına akmış, kaşı patlamış Zeytinburnu çocuğu gibi yumruğunu sallıyordu gariban Narrator’a. Adını da sonra öğrenmiştim. “Ne alıp veremediğiniz var lan birbirinizle?” diye sordum. Narrator suskundu, kendi içinden vır vır vır konuşuyordu ama iş normal hayata gelince lavuk gibi susuyordu. Sarı pipi “Yeaa abi adam içeride üç bira içti parasını vermedi, adam gibi en azından ikisinin parasını ver dedim dışarıda, kulağıma vurdu şerefsiz. Ben de daldım.” Cebimden on dolar çıkardım, al da sus dercesine suratına attım. Hemen sustu. İkisini de aldım, bir çorbacıya götürdüm. “Usta üç işkembe at bize” dedim. İşkembeler geldi. “Ne iş yapıyorsunuz” diye sordum. “Sabuncuyuz” dediler aynı anda. “Tek tek konuşsanıza olum, manyak mısınız” dedim. Meğersem bunlar ikiz kardeşmiş. Sabun yapıp satıyorlarmış. İyi de para varmış sabun işinde, hem de ham maddeleri bedavaymış. Bir ara aklıma bile yattı bu sabun işi. Özellikle Zeytinburnu’nda tekstil piyasası barzolara kalınca ben yeni bir iş sahasına girmeyi düşünüyordum. Türkiye'ye geri dönünce sabun işi iyi bir yatırım olabilirdi. “Nasıl oluyor bu sabun işi?” diye sordum. Sarı pipi hemen konuşmaya başladı. “Şimdi hastanelerin atıklarını çalıyoruz, insan yağlarını, sonra onları kaynatıyoruz o yağlar üste çık…”. “Sus .mına kodumun sus çorba içiyoruz sus, ağzıma s.çtın ne diyorsun lan sen?” Sustu, büyük bir gerginlik içinde çorbalarımızı içtik ama midem kalkmıştı bir kere. Elimi yıkamaya lavaboya gittim. Hazır gelmişken bir s.çayım dedim, oturdum tuvalete. Tam s.çma işleminin ortasına geldiğimde bir baktım ki tuvalet kağıdı bitmiş. Derin bir iç çektim. Moralim bozulmuştu, şöyle ufka bakıp da hayatın anlamını sorgulamak isterdim ama bir metrekarelik alaturka tuvalette bu pek de mümkün olmuyor. Gözlerimi kapattım ve s.çmaya devam ettim. Gözlerimi bir açtım ki o da ne? Sarı pipi de yanıma çömelmiş taşa s.çıyor. “Ne işin var lan burada ahlaksız i.ne.” diye bağırdım. Güldü. “Abi tuvalet kağıdı bitmiş gazete getirdim bak” dedi. Benim ceketin cebinden bir gazete kağıdı çıkardı. Teşekkür ettim g.tümü gazete kağıdına sildim ama yine de hangi arada yanıma sokulduğunu anlamamıştım. Beraber dışarı çıktık. Elimi yıkamak için musluğa eğildim ama sabun yoktu. Hay Allah kahretsin derken sarı pipi cebinden bir sabun çıkarıp lavaboya koydu. Pis pis de sırıtıyordu. “Bana bak adi sarı, milletin g.tünün yağından yaptığınız sabunu bana mı kakalamaya çalışıyorsun lan” dedim. Güldü. “Abi estağfurullah, bu Hacı Şakir” dedi. “Ha tamam” deyip yıkadım ellerimi. Saçlarım da yağlanmıştı, hazır Hacı Şakir bulmuşken kafamı da bir sabunlayayım dedim. Soktum kafayı lavaboya, bir güzel sabunladım. Saçları köpürtmüşken sarı pipi eğildi kulağıma “Hacı Şakir bu ama Hacı Şakir de g.tünün yağlarından yapıyor bunları hihih” dedi koşarak kaçtı. Yıkılmıştım, başka bir insanın g.tünün yağlarıyla kafayı köpürtmüştüm, köpüklerin yarısı da ağzıma girmişti. Gözlerimden yaşlar süzülürken aklımdan da “S.ktir et yavrum, zaten başkalarının ağzımıza s.çtığı b.kla yaşamıyor muyuz, altmış bilemedin yetmiş senelik şu hayatımızda” diyordu. “He valla” dedim. Kafamı durulayıp döndüm. Ama elemanlar yoktu. İşkembeleri içmişler hesabı bana takmışlardı itler. Masada bir kart duruyordu. Kartın üstünde “Her Pazar. Dövüş Lokali, Marc Avanue Caddesi, Anthony Hopkins Sok., Godfather Apt. 129/17 Consection/New Jersey. Aylık aidat öğrenci 45, tam 60 $” yazıyordu. İlgimi çekmişti, her Pazar Kastamonulular lokaline gidiyordum ama okey oynamaktan beynim s.k gibi olmuştu. Bir değişiklik olabilirdi bu dövüş lokali. Pazar gününü iple çektim. Verilen adrese gittim. Dışarıdan hiçbir gariplik yoktu. Normal bir apartmandı. Kapıcıyla karşılaştım. Doğma büyüme New Jersey’li kapıcı bana şüpheli gözlerle bakıyordu. “Şu it kopuğun evine mi geldin?” dedi. “Sarı bir çocukla, sürekli içinden konuşan bir eleman” dedim. “Dördüncü kat.” dedi. Ben tam yukarıyı çıkarken “Aman dikkatli ol, pek tekin değiller, sabaha g.tünü yemiş olmasınlar kih kih kih” dedi ve fıtı fıtı koşarak karanlığa kayboldu. Dördüncü kata çıkıp zile bastım. Muhabbet kuşu şeklinde çalan zil içime lanet gibi çöreklendi. Ben Türkiye’den sırf bu zilden kurtulmak için kaçmıştım ve şimdi lanet olası ülkede değişiklik olsun diye gittiğim yerin zili muhabbet kuşu şeklinde çalıyordu. Kahretsin. Kapıyı Narrator açtı. “Vaaays abi, sen nerden buldun burayı, abi kusura bakma üstümüzde bozuk yoktu, biz de kaçtık o gün, kusura bakma be abi” dedi. Elimle tamam işareti yapıp davet edilmeksizin içeri geçtim. Üzerimdeki gerginlik artıyordu çünkü anladığım kadarıyla burası lisanssız bir yer altı dövüş oluşumuydu. Ceketimi çıkarıp koridora attım. “Buranın kurallarını anlatın bana çabuk” dedim. “Kan istiyorum.” Sadece kan akmasını istiyordum, yumruk atmak ve yumruk yemek, bayılana ya da bayıltana kadar. Sarı pipi oturduğu yerden bana bakarak doğruldu. Vücudu inanılmaz şekilliydi, senelerce body yaptığı belliydi i.nenin. Narrator’a işaret etti. Narrator üstümdekileri de soydu, mükemmel kaslı vücudumla ringin ortasında duruyordum. Oda karanlıktı, sadece içerideki odada bir florasan açıktı bir de mutfağın ışığı açıktı onlarla idare ediyorlardı. Salonun ampülleri patlamış. Sarı pipi konuşmaya başladı. “Dövüş lokalinin birinci kuralı, lokal hakkında konuşmamaktır. İkinci kuralı, konuşursan ayıp edersin abi ona göre. Üçüncü kuralı, bunu bir de polise anlatırsan ölümüzü öp abi s.çarsın ağzımıza polise anlatırsan bunu. Dördüncü kuralı da konuşanın ağzına fare girsin. Beşinci kural, dayak yiyen ağlamaya başlarsa dövüş biter. Altıncı kural, konuşursan bir daha seninle konuşmayız abi ona göre!” dedi. “Ve bu ilk gecen ise dövüşmek zorundasın abi, yani zorunda değilsin ama dövüşürsen çok mutlu oluruz.” Bir köşeye sarı pipi geçti. Diğer köşede ben vardım ama garip olan ise benim yanımda da altı kişi vardı nedense. Sanki altıya tek dövüşecek gibiydik. Sarı pipi karanlık köşesinden pis pis bakıyordu. Az sonra kan akacaktı ve tüm stresimi, sürü halinde yaşamanın yarattığı pasiflik hissini yok edecektim. Gerginlik artıyordu. Çoraplarımı da çıkardım. “Hadi saldır lan” diye bağırdım. Yumruklarımı birbirine vuruyordum. Sarı pipi biraz daha baktı gözlerime sonra bağırarak üstüme saldırdı. “Simiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii” Simit diye bağırarak üstüme saldırıyordu. Yanımdaki altı kişi gülüşerek kaçtılar ben de onlarla ne olduğunu anlamadan kaçtım. Sarı pipi simit diye bağırarak saldırıyor biz kaçıyorduk. Ben şok içinde kaçıyordum. Sonra sarı pipinin sesi kesildi ve “..ieeğğğt” dedi kaldı. Hemen altı kişi üstüne çullanıp güle güle tekme atmaya başladılar, ben de aradan iki tekme attım taşş.klarına. Sonra birisi altta kalanın canı çıksın diye bağırarak onun üstüne atladı, diğer beş kişi de üstüne atladılar. Sarı pipi bağırıyordu “Kalkın lan i.neler ağğh kalkın lan .rospu çocukları” diye. Sonra gülerek kalktılar. Herkes mesuttu. Sarı pipi yanıma geldi. “Heh aheh ne kadar eğlenceli değil mi abi dedi, az sonra yakalamaç oynayacaz oynar mısın sen de?” diye sordu. Suratının ortasına vurabildiğim kadar hızlı vurdum. “Lokalinize s.çarım ulan sizin” dedim. Koşarak dışarı çıktım, koşabildiğim kadar hızlı koştum, güzel evime doğru, yolda Mirkelam’ı gördüm koşarken, aynı yöne doğru koşuyorduk. Garibim o koşuş çıkmış İstanbul’dan, gemiyle Amerika’ya geçmiş, gemide de koşu bandında koşmuş, yıllardır koşuyormuş yorulmuş, dalaklanmış hatta garibim. Şimdi de New Jersey’deymiş. Onu sollayıp evime gittim. Anahtarı deliğe sokup kapıyı açtım, ne göreyim, sarı pipi ve Narrator evimin içinde. Beni nasıl geçtiklerini, eve nasıl girdiklerini hiç bilmiyordum. Sarı pipi konuştu “Biz yokuz aslında biliyor musun?” dedi. “Nasıl yani?” “Biz yokuz, bizi sen yarattın aklında, bu Narrator da yok, içinden konuşan bu eleman. Ben de yokum. Küçükken simit oyununda hep tekme yiyordun, dayak yiyordun, bunun kompleksiyle büyüdün ve daha güçlü iki karakter yarattın ki bu iki kişiyle simit oynayabilesin. Biz aslında hiç olmadık.” “Peki ya o evdekiler?” “Yeaa onlar da yok işte yeaa hepsini tek tek anlattırma s.çma gizemin esrarın içine. Onları da sen yarattın aklında.” “Nasıl olur bilader, adam elimin üstüne oturdu ve osurdu, elim osuruk koktu, osuruk kokusunu nasıl yaratırım lan aklımda.” “Abi inanmıyor musun ya yalan borcum mu var sana Allah Allah, yokum işte ben, sen yarattın beni aklında töbe töbe, manyağa bak ya, bak inandırayım seni.” “Nasıl?” “Bana verebildiğin kadar para ver. Ben çıkayım şuradan, sonra 15 dakika sonra elini cebine at ve bana verdiğin paraları cebinden çıkar.” “Valla mı?” Şaşırmıştım. Verdim paralarımı. Helalleştik çıktılar. 15 dakika geçmek bilmedi ben de televizyonu açtım. Haberler başlamıştı. “Şimdi de günün haberi. İnsanlara aslında olmadıklarını söyleyip onların paralarını çalan şebekenin iki elemanı halen kayıp. Şebekenin angut insanları çok kolay kandırdıkları söyleniyor.” Sabaha kadar ağlamışım küvette şarap içerek. Sabah uyandığımda artık Türkiye’ye dönme vaktinin geldiğini hissetmiştim. 22:04 - 27/6/2007 - yorum yaz
|
Tanım Hayatın absürd penceresine hoşgeldiniz. Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Ben de Bloggerim Reşat Çalışlar Kategoriler Son Yazılar - "Ben Minik Zavalı Bir Sözlük Yazarıyım" dedi - Kedi Kadın - Kumru - Uzun Ara - Evliya - İki Yüzsüz Çocuk - Dövüş Lokali - Senede Bir Gün - Gerçek Aşk - Her Canlı Dürümü Tadacaktır - İçimde Bir Uktedir Fasulye ve Nohut Deneyi - Bir Dinlenme Tesisi Dramı - Gofret Bir Milyon - Sevmiyorum Piknikleri - Otobüs Yolculuğu - Eğlenirken Dikkatli Olmak Lazım - Almayayım Jack Bauer'i Ayağımın Altına - Kapitalizm ve Komünizm - Saygı Duyulması Gereken Hayvanlar - Kızlar Teklif Ediyormuş Efsanesi - BİM'de Eski Sevgiliyle Karşılaşmak - Giderek Artan Lost Çılgınlığı - Bir Gün Sahneye Çıkarsam... - Başlangıç |