| Bir Saniye Beni Dinler Misiniz? Bir Şey Söyleyeceğim! |
Kumrupederzickler@hotmail.com Dal t.şşak koşuyordum uzun bir cadde boyunca. Bir yandan önümü kapamaya çalışırken açıkta kalan g.tümün muhtemel akıbet ihtimalleri yüzünden büyük bir endişe içindeydim. Dereboyu caddesinden aşağıya doğru koşarken iyice hızlandım ve kontrol edilemeyecek bir hıza ulaştım. Artık durmamın imkanı yoktu. T.şşaklarım bacaklarıma vura vura koşuyordum. “Kontrolsüz gücü s.kerim ulaaan” diye bağırarak kanat çırpmaya ve uçmaya başladım. Göklerde süzülerek Mecidiyeköy’den Eminönü’ne doğru uçtum. Bu arada bir bayrak gördüm ve Arif Nihat Asya’nın bayrağı selamlamadan geçen her kuşun yuvasını bozacağı aklıma geldi. Hemen esas duruşa geçtim. Ama kanat çırpmayı bırakınca haliyle düşmeye başladım. Hemen yeniden kanat çırpıp devam ettim yoluma dal t.şşak. Eminönü’ne geldiğimde meydana bir batum sıçıp güldüm güvercinlerle. Herifin biri yem atıyordu. Çok acıkmıştım. Yere indim. Güvercinler de indi benimle birlikte meydana. Yere sert inince tansiyonum düştü gözüm karardı. Tekrar aydınlanınca bir baktım tüm güvercinler eski sevgililerime dönüşmüşler. Hepsi Neriman Köksal gibi kahkahalar atarak çevremde dönüyorlardı. S.kimi t.şşağımı gösterip gülüyorlardı. “Ne var lan” diye önüme baktığımda ilk başta s.kimi göremeyip paniğe kapıldım. “Ulan bu rüya” dediğimde s.kim yeniden görünür oldu. S.kim görünür olunca eski sevgililerim yakınıma gelip oramı buramı mıncıklamaya başladılar. Gıdıklamayınca bu sefer t.şşaklarımı sıkıp İstiklal Marşı’nı tersten okutmaya çalıştılar. Tam son kıtasına geldiğimde uyanmıştım. “Vay ebesini s.keyim ne rüyaymış lan bu” diyordum yüzümü yıkarken. Aynaya baktığımda altları morarmış bir çift göz gördüm. Azap içinde geçiyordu günlerim. İçkiye vermiştim kendimi. İçki dediğime bakmayın. Altı üstü boza. İki bozaya kafam kıyak oluyordu. Daha fazlası çok çarpıyor sapıttırıyordu beni. En son beş bira içtiğimde koala taklidi yaparken bulmuştum kendimi. Bitmişti bozam. Dışarı çıkıp boza almaya karar verdim. Tam evden çıkacakken telefon çaldı. Biraz şaşırdım. Kim arayabilirdi ki beni? Hem de ev telefonundan. Biraz ürkekçe açtım telefonu. “Alo.” Karşıda ses yoktu. İnce ince nefes alıyordu birisi. İncecik, çok uzaklardan nefes alıyordu. Kırılmış gibi bir sesi vardı. O muydu acaba? “İpek” diyebildim. “Çok özledim sesini. Nefes almanı.” Bir boğaz silme sesi geldi. “Abi börekçi ben börekçi. Sipariş vermişsin bir saat önce kumru istemişsin de kumru kalmadı.” Dedi. Ne bekliyordum ki? Ayrılırken geri dönmemesi için g.tünü öpmeye çalışarak ikna etme çabalarımdan tiksinmiş bir İpek mi geri arayacaktı beni? Ya da evimde en son sıçtığı boku sakladığım Melis mi bu romantizmimden etkilenip arayacaktı beni “duruyor mu bokum halen” diye. Yalnız oğlu yalnızdım. Hatta kök içinde yalnız üssü altıydım. Sin (yalnız), cos (yalnız) dım anasını satayım. “Abi??” dedi karşıdaki ses. “Ha, kumru yoksa başka bir tost filan getirin” dedim. “Abi kumru tost değil ki, tatlı” dedi. “Ne tatlısı kardeşim kumru dediğimiz şey sosisli bilmemneli tosttur” dedim. “Abi yok valla tost değil tatlı.” dedi. Adam ısrarla kumrunun tost değil tatlı olduğunu iddia ediyordu. Uzun bir tartışmaya girdim adamla. Eski sevgilimden ayrıldığımdan beri kimseyle böyle tartışmamıştım. Çok da hoşuma gitti. “Ya tamam canım benim tatlı olsun. Ne zaman bitiyor işin?” diye sordum. “Altıda mesai sonu abi” dedi. “Tamam canım saat yedide Mecidiyeköy’de Bambi’de buluşalım. Sana kumru ısmarlayayım” dedim. Kabul etti. Saat yediye on kala bambide bekliyordum. Garsonlar tip tip baktığı için haybeye limonata söylemek zorunda kalmıştım. O da hemen bitmesin diye sadece dilimi ıslatıyordum. Tam yedide börekçi çocuk geldi. Kareli bir gömleği vardı elinde de bir poşet vardı. Saçları yandan ayrılmış, ufak çeneli, dudaklar ileride duran, kara kuru bir börekçi çırağıydı. El işareti ettim. Başkası olamazdı beklediğim börekçi çocuk. Kalbim küt küt atıyordu. Artık bir arkadaşım olacaktı. “Nasılsın” diyebildim. “Allaha şükür abi, sen nasılsın?” dedi. “İyiyim ben de. İyi gördüm seni” dedim. Poşeti önüme sürdü. “Abi sana kumru getirdim” dedi. Bir anda o kadar mutlu olmuştum ki. Uzun zamandır ilk defa birisi bana hediye almıştı. “Çok teşekkürler canım ya” dedim. “Adın ne senin” dedim. “Serkan” dedi. Bir an tiksindim ama gözleri parlıyordu. “Abi kumru 5 lira” dedi. İlk başta anlam veremedim ama bu kara pezevenk parasını istiyordu benden. “Smartticket geçiyor mu” dedim. Kafasını salladı. Verdim, çekti smartticketten 5 lira. Ama yine de benim için kendi elleriyle hazırlamıştı. Açtım paketi. Tatlı çıktı. “Güzelim sinirlendiriyorsun lan sen beni. Tatlı değil bu yahu. Tost be tost. Tatlı getirmişsin yine ya.” Diye bağırdım. Çocuk da baskın çıktı. Bu kara kuru çocuklar çok sinirli oluyorlar. “Ne bağırıyorsun abi ya kumru istedin getirdik işte ololooo” dedi. Tırstım. Kir içindeki tırnakları ve baldırım kalınlığında bileği yeterli korkutuculuktaydı. “Ya tamam kızma” dedim. “Ama bak kumru tosttur, tatlı değil” dedim. “Hayır abi bizde tatlı” dedi. Sinirlendim. “Ya yeter ya hep böyle yapıyorsun. Bıktım senden. Bir kere de evet desen ne olur? Bıktım artık bu ilişkiden. Kavgasız anımız geçmiyor seninle, artık sinirlerim tamamen harap oldu yeter ya. Telefonda kavga, burada kavga yeter bıktım artık. Bu son görüşmemiz olsun bir daha görmek istemiyorum seni” dedim. Yerimden kalkıp ağır çekimde dışarıya çıktım. Arkamdan bir el yakaladı. Pişman olup peşimden geldi sandım. “Bilader limonata içtin hesabı ödemeden siktir oluyorsun. Döveriz ulan” dediler. “Smartticket geçiyor mu” dedim. Kafalarını salladılar. Çektiler limonatanın hesabını smartticketten. O sırada yandan tanıdık bir yüz geçiyordu. Börekçi çocuğu Serkan. Geçerken de göz kırptı. O gün eve kapandım altı ay evden çıkmadım. Telefonu arada hep birisi çaldırıyordu. Börekçi çocuk çaldırıp duruyordu galiba. Korkumdan hiç açamadım telefonu. Altı ay sonra Mado’dan börek ve kumru söyledim. Kıymalı börekle, sikindirik bir tatlı geldi. Afiyetle yedim. İçinde de bir not vardı. “Kumru g.tüne girsin abi. Artık Mado’da çalışıyorum.” 01:33 - 27/2/2008 - yorum yaz
|
Tanım Hayatın absürd penceresine hoşgeldiniz. Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Ben de Bloggerim Reşat Çalışlar Kategoriler Son Yazılar - "Ben Minik Zavalı Bir Sözlük Yazarıyım" dedi - Kedi Kadın - Kumru - Uzun Ara - Evliya - İki Yüzsüz Çocuk - Dövüş Lokali - Senede Bir Gün - Gerçek Aşk - Her Canlı Dürümü Tadacaktır - İçimde Bir Uktedir Fasulye ve Nohut Deneyi - Bir Dinlenme Tesisi Dramı - Gofret Bir Milyon - Sevmiyorum Piknikleri - Otobüs Yolculuğu - Eğlenirken Dikkatli Olmak Lazım - Almayayım Jack Bauer'i Ayağımın Altına - Kapitalizm ve Komünizm - Saygı Duyulması Gereken Hayvanlar - Kızlar Teklif Ediyormuş Efsanesi - BİM'de Eski Sevgiliyle Karşılaşmak - Giderek Artan Lost Çılgınlığı - Bir Gün Sahneye Çıkarsam... - Başlangıç |