<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Bir Saniye Beni Dinler Misiniz? Bir Şey Söyleyeceğim!</title>
        <description>Hayatın absürd penceresine hoşgeldiniz. </description>
        <link>http://pederzickler.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 22:03:13 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>&quot;Ben Minik Zavalı Bir Sözlük Yazarıyım&quot; dedi</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/ben-minik-zavali-bir-sozluk-yazariyim-dedi_22507231.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/ben-minik-zavali-bir-sozluk-yazariyim-dedi_22507231.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;ldquo;Ben bir s&amp;ouml;zl&amp;uuml;k yazarıyım. Bu ulu oluşum beni kabul etmiş. O halde onun t&amp;uuml;m değerlerini muhafaza etmeliyim. Gerekirse tek ses oluşana kadar, s&amp;ouml;zl&amp;uuml;k ben ve benim gibi &amp;ccedil;oğunluk kardeşlerime kalana kadar t&amp;uuml;m sesleri susturmalıyım. Aptalım evet, g&amp;uuml;&amp;ccedil;s&amp;uuml;z&amp;uuml;m ona da evet, &amp;ccedil;oğunluk olma ihtiyacı duyuyorum evet, garibanım &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml;. Ama ş&amp;ouml;yle bir şey var: Aptal &amp;ccedil;oğunluğun kanlı ve acımasız g&amp;uuml;c&amp;uuml;ne sahibim. Voltranın bir par&amp;ccedil;asıyım.&amp;rdquo;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Son g&amp;uuml;nlerde olduk&amp;ccedil;a fazla olmak &amp;uuml;zere bu s&amp;ouml;zleri duyuyorum Ekşi S&amp;ouml;zl&amp;uuml;k&amp;rsquo;&amp;uuml;n her yerinden. &amp;Ccedil;ok sesliliğin oluşturduğu oluşumun tek ses olma &amp;ccedil;abasını g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorum. Aptalların her zamankinden daha fazla olduğuna m&amp;uuml;şahede ediyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;D&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorlar ki;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;-Otisabi gibi entelekt&amp;uuml;el entryler yazmalıyım.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;-Gofret Beyin gibi eskilerden bir demeti sunayım, &amp;ccedil;ocukluğumuza geri d&amp;ouml;nd&amp;uuml;reyim hoş anılar eşliğinde.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;-Guru gibi g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; olayım.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;-Radioheadbanger gibi hen&amp;uuml;z taze &amp;ouml;ğrendiğim bir konu &amp;uuml;zerine heyecanla sa.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/ben-minik-zavali-bir-sozluk-yazariyim-dedi_22507231.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 23 Aug 2008 03:08:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kedi Kadın</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/kedi-kadin_17073241.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/kedi-kadin_17073241.html</guid> 
            <description>

&lt;p&gt;Bir gecenin yarısı işten çıkmış eve dönüyordum.
İşsiz güçsüz bir serseri gibi gözükebilirim ama benim de bir işim var bir
zamandır. Mutluyum işimde. Fakat hep gece yarısı çıkmak zorunda kalıyordum. Kimi
zaman gece iki ya da üçte. Aklınıza travesti olduğum ya da pezevenklik yaptığım
gelmesin. Namusumla, alnımın teriyle paramı kazanıyorum. Protest türkülere konu
olabilecek bir iş yaşantısı içindeydim anlayacağınız.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahsi geçen gece de işimi bitirmiş, güzel evime
dönüyordum. Evimin olduğu yerde bir eşek osurtan yokuşu var. Gündüzleri
osurarak çıkmak geceleri de freni patlatmadan inmek zorundaydım. Yokuşun dibine
geldiğimde bir ses duydum. Bir hışırtı sesiydi. Biraz yürüdüm yine hışır hışır
etti. Durup dikkatlice etrafı kokladım, kulaklarımı dikip etrafa baktım yere
çömerek ama bir bok yoktu. Bir adım daha attım yine hışır hışır bir ses geldi. &amp;#8220;Ulan
ben Halikarnas balıkçısı mıyım?&amp;#8221; diye bağırırken hışırtının kaynağını gördüm.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ses, bir çöp yığınından geliyordu. Bir kedi çöpleri
karıştırıp kendine yemek bulmaya çalışıyordu. Bir tane balık kafası bulmuş,
arta kalan etlerini yemek için büyük bir gayterkeşlik gösteriyor.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/kedi-kadin_17073241.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 25 May 2008 17:08:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kumru</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/kumru_9603321.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/kumru_9603321.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;pederzickler@hotmail.com&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Dal t.şşak koşuyordum uzun bir cadde boyunca. Bir yandan
önümü kapamaya çalışırken açıkta kalan g.tümün muhtemel akıbet ihtimalleri
yüzünden büyük bir endişe içindeydim. Dereboyu caddesinden aşağıya doğru koşarken
iyice hızlandım ve kontrol edilemeyecek bir hıza ulaştım. Artık durmamın imkanı
yoktu. T.şşaklarım bacaklarıma vura vura koşuyordum. &amp;#8220;Kontrolsüz gücü s.kerim
ulaaan&amp;#8221; diye bağırarak kanat çırpmaya ve uçmaya başladım. Göklerde süzülerek
Mecidiyeköy&amp;#8217;den Eminönü&amp;#8217;ne doğru uçtum. Bu arada bir bayrak gördüm ve Arif
Nihat Asya&amp;#8217;nın bayrağı selamlamadan geçen her kuşun yuvasını bozacağı aklıma
geldi. Hemen esas duruşa geçtim. Ama kanat çırpmayı bırakınca haliyle düşmeye
başladım. Hemen yeniden kanat çırpıp devam ettim yoluma dal t.şşak. Eminönü&amp;#8217;ne
geldiğimde meydana bir batum sıçıp güldüm güvercinlerle. Herifin biri yem
atıyordu. Çok acıkmıştım. Yere indim. Güvercinler de indi benimle birlikte
meydana. Yere sert inince tansiyonum düştü gözüm karardı. Tekrar aydınlanınca
bir baktım tüm güvercinler eski sevgililerime dönüşmüşler. Hepsi Neriman Köksal
gibi kahkahalar atarak çevremde dönüyorlardı. S.kimi t.şşağımı gösterip
gülüyorlardı. &amp;#8220;Ne var lan&amp;#8221; diye önüme baktığımda ilk başta s.kimi göremeyip
paniğe kapıldım. &amp;#8220;Ulan bu rüya&amp;#8221; dediğimde s.kim yeniden görünür oldu. S.kim
görünür olunca eski sevgililerim yakınıma gelip oramı buramı mıncıklamaya
başladılar. Gıdıklamayınca bu sefer t.şşaklarımı sıkıp İstiklal Marşı&amp;#8217;nı
tersten okutmaya çalıştılar. Tam son kıtasına geldiğimde uyanmıştım.&lt;/p&gt;

</description>
            <pubDate>Wed, 27 Feb 2008 01:33:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Uzun Ara</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/uzun-ara_9603261.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/uzun-ara_9603261.html</guid> 
            <description>Sevgili dostlarım,&lt;br&gt;&lt;br&gt;Uzun zamandır ilgilenemiyorum burayla. Zaten bir boka benzemiyor görünümü altı üstü yazı ekleyeceğim onu da yapamadım. Yakın zaman içinde bir sürpriz hazırladığım için inzivaya çekilmek zorunda kaldım. Ara sıra bir baksanız da olur. Bugün bir yazı ekleyerek en azından bir hareket kazandırıp, vefasızlığımı unutturmak istedim.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Sevgilerimle öpüyorum.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Peder Zickler&lt;br&gt;&lt;br&gt;PS: I love you.&lt;br&gt;
&lt;p&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/uzun-ara_9603261.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 27 Feb 2008 01:29:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Evliya</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/evliya_4401060.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/evliya_4401060.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Evliya&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Peder Zickler (pederzickler@hotmail.com)&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Mübarek bir zattı. Bebek gibi bir yüzü, yumuşak bakışları vardı. Bakışlarından adeta &amp;#8220;Dindarlık çok güzel bir şey&amp;#8221; ifadesi okunuyordu. Bir çok kerameti de vardı. Körleri iyileştiriyor, kısırları tedavi ediyor, topalları yürütüyor, çocuğu olmayanlara çocuk bahşediyordu. Upuzun bembeyaz sakalları, bembeyaz saçları vardı. Uzunca bir cüppe, tertemiz bir sarık giyiyordu. Yemek yerken ağzını şapırdatıp, çorbayı sakallarına bulaştırmasına rağmen &amp;#8220;.mına koyim&amp;#8221; demiyor, peçeteyle ağzını burnunu siliyordu. Rivayete göre de geceleri değişik bir binek hayvanla Kabe&amp;#8217;ye gidebiliyor, tavaf yapıp geri dönüyordu. Allah&amp;#8217;ın sevgili bir kuluydu.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Bana Ergüder Hoca&amp;#8217;yı böyle tanıtmışlardı. İsim olarak her ne kadar bir basın danışmanlık şirketi yönetim kurulu başkanı imajı olsa da Ergüder Hoca mübarek bir zattı. Hatta Peygamberin soyundan geliyordu. Peygamberin soyundan gelmesine rağmen isminin neden Ergüder olduğunu kavramasam da bunda da bir hikmet oldu.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/evliya_4401060.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 20 Oct 2007 04:23:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İki Yüzsüz Çocuk</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/iki-yuzsuz-cocuk_4350100.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/iki-yuzsuz-cocuk_4350100.html</guid> 
            <description>---alışılmışın dışında bir deneme---&lt;br&gt;&lt;br&gt;-akşam ezanı okunmadan eve döneceksiniz ona göre!&lt;br&gt;-tamam anne.&lt;br&gt;&lt;br&gt;muzipçe
birbirlerine baktılar. bir kere de söz dinledikleri vaki değildi ki.
ikisi de sapsarı. daha doğrusu sarıya çalıyor. boşnak olsalar gerek. şu
çizgi film karakteri baskılı atletlerden var üstlerinde, kıçlarına da
iki şort giymişler. hava deli gibi sıcak, giymesinler mi?&lt;br&gt;&lt;br&gt;-hadi lan &lt;a href=&quot;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=tavukhane&quot;&gt;tavukhane&lt;/a&gt;ye gidelim.&lt;br&gt;-yaa, olum orda köpekler vardır şimdi.&lt;br&gt;-bişey olmaz lan kaçarız hemen.&lt;br&gt;&lt;br&gt;tavukhane
aslı.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/iki-yuzsuz-cocuk_4350100.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 10 Oct 2007 20:34:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dövüş Lokali</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/dovus-lokali_3418957.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/dovus-lokali_3418957.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Onları ilk gördüğümde salaş bir barın çıkışında kavga ediyorlardı. Daha doğrusu ben uzaktan onları gördüğümde tartışıyorlardı. &amp;#8220;Aha şimdi kavga çıkacak&amp;#8221; diye bekleyip izledim. Sonra sarı çocuk kumrala bağırdı &amp;#8220;Bana vurabildiğin kadar hızlı vur.&amp;#8221;. Bizimkisi geldi kulağına vurdu sarı pipinin. Sarı pipi de onun karnına çok hızlı geçirdi. Sebepsiz yere bir anda birbirlerine girdiler. Acımadan birbirlerine vuruyorlardı. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Hemen koştum yanlarına. &amp;#8220;Hoop hooop hoooooooop, noluyor lan, kocaman adamlarsınız.&amp;#8221; deyip aralarına girdim. Halen birbirlerine vurmaya çalışıyorlardı. Sarı pipi dilini dışarıya çıkarmış, sümüğü yanağına akmış, kaşı patlamış Zeytinburnu çocuğu gibi yumruğunu sallıyordu gariban Narrator&amp;#8217;a. Adını da sonra öğrenmiştim. &amp;#8220;Ne alıp veremediğiniz var lan birbirinizle?&amp;#8221; diye sordum. Narrator suskundu, kendi içinden vır vır vır konuşuyordu ama iş normal hayata gelince lavuk gibi susuyordu. Sarı pipi &amp;#8220;Yeaa abi adam içeride üç bira içti parasını vermedi, adam gibi en azından ikisinin parasını ver dedim dışarıda, kulağıma vurdu şerefsiz. Ben de daldım.&amp;#8221; Cebimden on dolar çıkardım, al da sus dercesine suratına attım. Hemen sustu. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 27 Jun 2007 22:04:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Senede Bir Gün</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/senede-bir-gun_2285367.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/senede-bir-gun_2285367.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Ne kadar az değil mi dostlar? Senede sadece bir gün. Ölesiye sevdiğiniz bir insan var ve onu senede sadece bir kez görebiliyorsunuz. Çok iç acıtıcı. Bu aşkın acısını çekiyordum tam iki senedir. Topu topu iki kez görüşmüştük. Gerçi Allah'ın günü msn'de birbirimize smileyler yolluyorduk, mesajlar atıyorduk ama yüz yüze sadece iki kez görüşebilmiştik. Bir önceki yani ikinci görüşmemizde nasıl da heyecanlıydım, halbuki onun sikinde değildi. Ellerim titriyordu, ince belli bardağı yere düşürüp kırmıştım, o ise bir buçuk litrelik pet şişeyi ağzına dayayıp içmişti. İkinci buluşmamızdı henüz. Anca elini tutabilmiştim, ona karşı duyduğum sevgi aşktan da öteydi, benden bir ben idi o. Sayılı zaman çabuk geçer derler, durumumuzla bir alakası yoktu bu sözün tabii ki ama zaman tıpkı bir saman alevi gibi söndü gitti, bu benzetmenin de fark ettiyseniz durumumuzla bir alakası yoktu. Maksat benzetme yapmak.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Son zamanlarda msn'e de pek girmiyordu, mesajlarıma da cevap atmaz olmuştu. Bir şey mi geldi başına diye eşkillendim. Geleceğinden emindim ama ya unutursa, ya unutmasa bile rahatsız olduğu için gelemezse endişesi kavuruyordu beni. Ne olursa olsun deyip aynı saatten tam 5 dakika önce varmak üzere yola çıktım. Devlerin aşkı bugün yine şahlanacaktı. Evden çıkmadan önce &quot;glzcm bn çıkyrm evdn geç klma olrmu cnm öpldün&quot; diye mesaj attım. Mesaj yollanıyordu, yollandı bilgisini aldıktan sonra yola koyuldum. Her zamanki yerimize gidiyordum, içimde halen sıkıntı vardı. Bu sıkıntımda hiç de haksız değildim ve az sonra sebebini de öğrencektim. Minibüs beklerken bir serseri üstüme gelmeye başladı. Elinde yanmamış bir sigara vardı ve tehlikeli bir şekilde üstüme geliyordu. Kalp atışlarım 180'e çıkmıştı nerdeyse. Yaklaştı yanıma. &quot;Birader ateşin var mı?&quot; dedi. &quot;Yıook&quot; dedim. O kadar ince çıkmıştı ki sesim sanki adam &quot;Birader bir la v.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/senede-bir-gun_2285367.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 17 Mar 2007 16:27:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Gerçek Aşk</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/gercek-ask_1828510.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/gercek-ask_1828510.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;-------Mizahi bir yazı değil, önceden belirteyim de...------&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;Gerçek Aşk&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Gün be gün inancımı yitirdiğim bir şey. Belki ben yozlaşıyorum. Hani derler ya özünde iyi bir insan ama çevresi kötü. Belki de öyle bir şey ama olan inancımın yittiğini gün be gün hissediyorum. Öyle bir şey galiba benim için gerçek aşk&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Vapura biniyorum. Kendime yakınlaşabildiğin muazzam bir yer vapur. Ama yalnız bineceksin, açığa çıkacaksın, denizi izleyeceksin. Kendini göreceksin suda, kendini dinleyeceksin. Öyle bir yer. Kapılar açılınca hücum ediyorum ben de üstte iyi bir yer kapmak için. Ama önümde iki çift var, tin tin tin yürüyorlar, yer de vermiyorlar.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&quot;Hadi yürüsenize, kapacaklar kenarları&quot; diye düşünüyorum, sinirleniyorum. Zaten ben olur olmaz hemen sinirlenirim. Ama bunlar halen tin tin tin yürüyorlar, yer de vermiyorlar. En sonunda yandan ufak bir aralıktan solluyorum onları, sinirimi de belli etmek için elimi yana doğru açıyorum, görsünler diye. Görüyorlar belki de ama tepki vermiyorlar. Hemen geçiyorum kapıdan dış kısma ve vapurun gidiş istikametinde.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/gercek-ask_1828510.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 28 Jan 2007 13:30:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Her Canlı Dürümü Tadacaktır</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/her-canli-durumu-tadacaktir_1585813.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/her-canli-durumu-tadacaktir_1585813.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;#8220;Her canlı dürümü tadacaktır.&amp;#8221; Yanlış mı okumuştum yoksa. Bir daha baktım Zincirlikuyu mezarlığının kapısına. Evet basbayağı her canlının dürümü tadacağı yazıyordu mezarlığın giriş kapısında. &amp;#8220;Allah&amp;#8217;ın ayetiyle kim böyle dalga geçer, inanmıyorsa da neden başkalarının kutsalına saygı duymaz?&amp;#8221; diye düşündüm. Merak edip otobüsten inmeye yeltendim. Otobüsün inme düğmesine bastım. Ama düğme sanırım bozukmuş. Kaptan kapıyı açmadı, hiçbir zalim de o durakta inmiyordu ki tek yürek olup &amp;#8220;Kaptan arka kapıııı&amp;#8221; diye bağıralım. Özgüvenim de eksik olduğundan bir çılgınlık yapıp tek başıma bağıramadım, yapamadım. Öyle keko gibi ayağa kalkınca da yerime birisi oturdu. Ben de sanki o durakta inmiyormuşum da insanları, bir sonraki durak olan Mecidiyeköy&amp;#8217;e gelince rahatsız etmemek için erkenden kalkmışım gibi ipe sapa gelmez bir yüz ifadesi takınmaya çalıştım. Ama surat ifadem bu yansıtmaya çalıştığım şeyden çok &amp;#8220;g.tüm yanıyor, dumanı tütüyor&amp;#8221; ifadesine dönüşünce insan gibi davranmaya karar verdim. Çünkü camdan görüyordum yüzümü, çok çirkindi. Tam Zincirlikuyu&amp;#8217;dan hareket edecekken, arka koltukta oturan bir babayiğit uyandı ve o durakta ineceğini fark etti. Hemen ayağa kalktı &amp;#8220;huooop kaptan inecek vaar&amp;#8221; diye genizden anırdı. Hep imrendim böyle adamlara ben. Kaptan sanki Allah&amp;#8217;tan emir gelmiş gibi fıss diye açtı kapıyı. Ben de büyük abiden nemalanıp indim aradan. Hiç arkama bile bakmadan olay yerinden uzaklaştım. &amp;#8220;Vay pısırık, özgüvenini s.ktiğimin yavşağı&amp;#8221; temalı negatif enerjiyi doyasıya hissediyordum çünkü.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Gerisin geri Zincirlikuyu mezarlığına doğru yol almaya başladım. Hava biraz soğuktu sanki. Boğazlarım narin yapılıdır benim, cebime paçavra gibi sıkıştırdığım atkımı aldım, paltomun dışından.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/her-canli-durumu-tadacaktir_1585813.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 25 Dec 2006 20:42:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İçimde Bir Uktedir Fasulye ve Nohut Deneyi</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/icimde-bir-uktedir-fasulye-ve-nohut-deneyi_1367446.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/icimde-bir-uktedir-fasulye-ve-nohut-deneyi_1367446.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Yağmurlu bir akşam Cihangir'de dolaşmaya çıktım. Paltomun yakalarını kaldırıp, ellerimi cebime soktum ve kendimle yalnız kalabildiğim nadir mekanlardan birisi olan Cihangir Camii'ne doğru yola çıktım. Yolda bir kedi gördüm, ıslanmıştı salak, &quot;Gir arabanın altına ıslanma Allah&amp;#8217;ın hıyarı&quot; diye arabanın altını işaret ettim. Suratıma baktı, tekrar işaret ettim, &quot;Hassiktir lan&quot; der gibi pati işareti yaptı. &quot;Bana ne lan senin kahrını ben mi çekecem salak kedi&quot; dedim. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kedi bu sefer sinirlendi, gerek miyavlayarak gerekse pati bacak işaretleriyle bana bir şeyler anlatmaya başladı. &quot;Hep böyle yapıyorsun, hemen tartışmadan kaçıyorsun, hiç insan gibi bir şey konuşamıyoruz&quot; gibi bir şeyler miyavladı kedi. &quot;Sen başlatıyorsun hep ulan. Sana arabanın altına gir diyorum, ıslanma diyorum, siktiri çekiyorsun, bıktım artık bu tartışmalardan, yeter artık enerjim tükendi anlamıyor musun?&quot; dedim kediye. Mırrrladı kedi, tekrar el kol hareketleriyle bir şeyler miyavlamaya başladı &quot;O zaman artık bitsin bu, daha çok yorulmayalım o zaman&quot; şeklinde bir şeyler miyavladı ve arkasını dönüp koşa koşa karanlığa karıştı.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Arkasından baka kaldım. &quot;Ne kadar yalnızım ulan!&quot; diye ağladım. Ben ağladığımı sandım aslında ama meğersem göz yaşı sandığım yağmurmuş. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yokuştan aşağıya doğru yürüdüm camiiye. İmam uyuyordu galiba. Usulca girdim camiiye. En soldaki banka oturdum. Kız kulesine baktım. İçinde kız var mıdır şimdi acaba diye düşündüm. Varsa hemen gideyim lan dedim. Ama bu gibi düşünceler aslında aklımı kemiren uykumu kaçıran, geçmişimden beri peşimi bırakmayan o lanetten kaçıştı sadece. Geceleri rahat uyuyamıyordum ki, nasıl uyuyayım. İçine sıçtığımın pişmanlığı bırakmıyordu ki peşimi. Bu sefer gerçekten ağlamaya başladım. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ayağa kalktım, demirliklere doğru yürüdüm. Gökyüzüne baktım. Ağzımı açtım tam haykıracaktım boğazım.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/icimde-bir-uktedir-fasulye-ve-nohut-deneyi_1367446.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 16 Nov 2006 22:53:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir Dinlenme Tesisi Dramı</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/bir-dinlenme-tesisi-drami_1045463.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/bir-dinlenme-tesisi-drami_1045463.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Acılarla dolu anları zihne tekrar getiren, göz yaşlarını saklayacak bir yer bulamadığım anları tekrar tekrar anımsatan dram. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Hezimet üstüne hezimet yaşayıp duruyordum. Belki bu yüzden yaşadığım yerleri bir süreliğine terketmem gerekiyordu. Eski sevgili dramları, unutulmak istenip de unutulmayanlar, kredi kartı borçları, kredi kartı borcuna gelen faizler, sonra o faizlere gelen vergiler, kredi kartı ekstresi, postacı... Her şey her şey bana onu hatırlatıyordu, en çok da son ay gelen kredi karti ekstresi. Öyle bir ekstre ki, her baktığımda onu hatırlıyorum... Yaklaşık bir bin beş yüz ytl'lik borç... Eski sevgilimi hatırlatıyordu bana... Ayırlamadan önceki ay öyle bir harcama yapmıştı ki şerefsiz, resmen bana takmış gitmişti, kot pantolonlar, yüzükler, kolyeler, tuvalet kağıtları (ultra yumuşak çift katlı solo, en pahalısı), bluzlar of of of, resmen takmıştı, bir tane de tanga almıştı, şu kıçın arasına girenlerden. O tangayı tam ayrılmadan bir gün önce almıştı, üstünde görmek nasip olmadı, günlerce ağladım. Taksit üstüne taksit yapmıştı, bana sağlam takmıştı. Ve o ekstreye her baktığımda, her elimde tutuşumda hayali gözlerimin önüne geliyordu, o tanga giymiş kıçı hayal meyal beliriyordu ekstrenin üstünde. Gözyaşlarımı tutamadım ağlamaya başladım otogarda. Şimdi o tangayı yeni sevgilisinin yanında giyiyordur... Kodumun... Bari parasını verseydin be imansız, ben icradan kaçıyorum be, seni sevdiğim için...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ordu'ya bilet almıştım. Ordu'ya gider ordan da bir Karadeniz turu yapar gelirim diye düşünmüştüm. Lüx Fatsalılar otobüsünü bekliyorduk kalabalık bir güruh olarak. Kiminin elinde çuvallar vardı, kiminde hediyeler benimse elimde ekstre vardı, hay sokayım ekstreye ama lazım olur diye atamadım işte. Lazım olur lazım olur diye ev tmsf&amp;.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/bir-dinlenme-tesisi-drami_1045463.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 11 Sep 2006 16:49:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Gofret Bir Milyon</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/gofret-bir-milyon_912205.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/gofret-bir-milyon_912205.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Bir reklam cümlesi. Kısa ve öz. Sadece özne ve yüklem.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Öznesiz bir cümle bana çok yalnız gözükür. Bir cümlenin var olabilmesi için yüklemi olması yeterlidir ama yaşamak için de sadece yemek yeterlidir buna yaşamak denirse. Öznesiz bir cümle gibiydi son zamanlarda hayatım. Öznesiz cümle gibiydim, ben yüklemdim, Serkan dolaylı tümleç. Hayat beni öğelerime ayırıyordu, etken miydim edilgen mi? Geçişli mi geçişsiz mi?&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Gittikçe saçmalıyor sıçıyordum ama hava da deli gibi sıcaktı. Ben son yıllarda böylesi bir sıcak ne gördüm ne de duydum. Üstüne üstlük özgeyle aramda bir şeyler olacak gibiydi. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Adeta eriyordum, ben ve tüm öğelerim. Ben cümleydim. Cümle alem de benimle dalga geçiyordu, çünkü cümleydim ama yüklemdim ben, yani cümle olabilmek için gereken her şey vardı bende, yüklemdim ama başka kimsem başka hiçbir öğem yoktu, yalnızdım, ben basit bir isim fiildim.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 09 Aug 2006 18:56:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sevmiyorum Piknikleri</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/sevmiyorum-piknikleri_837634.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/sevmiyorum-piknikleri_837634.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Yazları, ilk baharları çok seviyorum. Yağmur yağmıyor. Bazen yağıyor ama sonra hemen bitiyor. Peki ben ne yapıyorum bu aylar silsilesinde? Serkanla vakit geçiriyorum. Serkan gerçekten benim için bir yoldaş olmuştu. Sıkıntılı olduğumda sıkıntımı gideriyor, neşeli olduğumda neşeme ortak oluyordu ama bir tek borçlara ortak olmuyordu ****. Evde bütün gün suyu, elektriği kullanıyor, hatta ara sıra eşe dosta, nasıl olsa bedava diye telefon açıyor, yok arkadaştayım, sorun olmaz diyor şehirler arası bile konuşuyor, ama bir faturaya ortak olmuyordu.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Bu gibi sebepler beni Serkanla bu konuları oturup insan gibi konuşmaya, eğer insanlıktan anlamıyorsa dövmeye sevketti. Aldım bir gün Serkanı karşıma ve başladım konuşmaya. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Bak Serkancığım. dedim. Bakmadı. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Serkan kardeşim bakar mısın? dedim. Yine bakmadı.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Arkadaşım bakar mısın bir saniye? dedim. Yine bakmadı.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Belanı ******* Serkan, adam gibi bir şey anlatıyoruz, baksana lan. dedim. Baktı. İnsan gibi hitaplara alışamamış basit bir toplum bireyi olarak Serkan da sikli soklu bir şeyler dönünce tep.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/sevmiyorum-piknikleri_837634.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 20 Jul 2006 23:23:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Otobüs Yolculuğu</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/otobus-yolculugu_704627.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/otobus-yolculugu_704627.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Yağmur tüm şiddetiyle şehri hüzne boğuyordu. Belki de içimdeki hüzne ortak oluyordu yağmur. Benimle birlikte ağlıyordu adeta. Yalnız değilsin diyordu bana. Şiddetli yağıyordu yağmur, hiçbir şeye aldırmadan. Camın kenarında oturmuş dışarıyı izliyordum. Dışarısı zar zor seçiliyordu yağmurdan. Elimde bardağım içkimi yudumluyordum. Hava aydınlıkta gerçi ama şakır şukur yağıyordu yağmur. Ben gibi, neşeli gibi gözüken ama içi kan ağlayan ben Koltuğuma daha da gömüldüm, gözlerimi kısıp dışarıya baktım. Bir insanın çöküşü bundan daha iyi tasavvur edilemezdi belki de. Her şeyin başı doğa ana betimliyordu beni adeta. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Peki bu fırça neydi .mina koyim. Evet evet, araba yıkama fırçası. Camda bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu. Bu da bir işaret miydi acaba? Öz Urfa Yolcuları, aracımız beş dakika sonra hareket edecektir. anonsuyla gerçeklerle karşılaştım. Yağmur yağmıyordu, zaten yazın ortasında Harran ovasında ne yağmuru lan. Otobüs mola vermişti, ben de tanıdığım kimse olmadığı için, hırlısından hırsızından korkup inmemiştim otobüsten. Muavin de otobüsü yıkıyordu. E bu içki ne lan diye elime baktım. Niksar poşet kaynak suyuymuş. Ama tadı güzeldi. Bir tane daha aldım arkadan. Belli mi olur, belki de biter bana kalmaz, sonra susuzluktan fenalık geçirebilirdim. Böyle ince ve ufak hesapların adamı olmak bana koyuyordu ama yine de gidip iki poşet su daha aldım. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;O.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/otobus-yolculugu_704627.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 14 Jun 2006 22:12:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Eğlenirken Dikkatli Olmak Lazım</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/eglenirken-dikkatli-olmak-lazim_675137.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/eglenirken-dikkatli-olmak-lazim_675137.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Kadim dostum Serkan'la bir Cumartesi gecesi eğlenmeye gidecektik. Serkan eğlenmeyi çok seven bir insandı. Aslında objektif bakınca görüyorum da eğlendirmeyi de biliyor. Gerek kıvrak danslarıyla gerekse içip içip sapıtma seanslarıyla eğlencenin ne olduğunu adeta gözüme sokuyordu. Eğlence nedir ki dostlarım zaten? İlle de herkesin eğlendiği gibi mi eğlenmek zorundayız? Hazır çorba gibi olmuş değil mi? Önümüze seçenekler sunuluyor ve biz onları uyguluyoruz, kendi kendimizi bile eğlendiremiyoruz ve yaşamaktan bahsediyoruz. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Bunları tam o anda düşündüm ve çok hoşuma gitti, hatta bu konu hakkında bir makale yazıp Türkiye'nin önde gelen bir gazetesine yollamayı düşündüm. Serkan'a anlattım bu düşüncelerimi. Ama Serkan hıyarı anlamadı. Zaten Serkan ortalama bir Türk gazete okuyucusunu temsil ettiğinden makalemin gereksizliğini gördüm ve boşver dedim. Zaten güzel yazı defterine düz, sağ yamuk ve sol yamuk çizgiler çektiğimden beri edebi bir şeyler yazmayı denememiştim ve bu ilk denememde de sıçabilirdim. Hassas bir konuydu yani. En iyisi yine fanatik okumaktı. Zaten tüm edebi birikimi spor sayfaları ve puanlı yarış rehberi olan bir kesimden beni anlamalarını bekleyemezdim. Uuuuuuvv, inanılmaz tespitler yapıyordum, adete bir Victor Hugo olmuştum. Neden Victor Hugo, çünkü bir onu biliyorum, Sefiller'den. O da enteresan bir tesadüftü. TV'de Sefiller diye bir film olduğunu görmüştüm. Emrah'ın filmidir diye başına oturdum ama dünya klasiği çıktı. Üzüldüm ama izledim.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 07 Jun 2006 12:37:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Almayayım Jack Bauer'i Ayağımın Altına</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/almayayim-jack-bauer-i-ayagimin-altina_656004.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/almayayim-jack-bauer-i-ayagimin-altina_656004.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Jack Bauer diye bir adam var. 24 adlı dizide hışırtılı hışırtılı konuşuyor. Aslında yüz yüze tanışmışlığım yoktur Jack Bauer'le ama gıyaben tanışırız, ortak bir kaç arkadaşımız da var. ama kısmet olmadı tanışmak. Bahsedilenlere göre fena da birisi değilmiş.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Ama başlığa adını veren olay şöyle cereyan etti. Gençlerle oturmuş konuşuyorduk. Önemli konuları tartışıyorduk. Ben naçizane birkaç tane bilgimi paylaştım. Çoğu da memnun kaldı bu durumdan. Çünkü hiç biri bir bok bilmiyordu. Hepsi çevreme oturmuş zaten ağzımdan çıkacaklara bakıyordu. Aslında topluluk içinde artizlik yapmayı sevmeyen birisi olmama rağmen, gençlerin bilgiye olan açlıklarını gördükçe bu bilgilendirme seanslarını üstüme bir vazife olarak görüyordum.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Yaklaşık bir on beş genç vardı. bir de ben. Aslında düşünmüyor da değildim &quot;Bu godoş grubunun arasında ne işim var&quot; diye. Oturup geceleri de ağlıyordum buna. Ulan yapacak daha iyi bir işi olmaz mı lan bir insanın. Hayatımın en verimli çağlarını bu godoşların arasında onlara laf anlatmaya çalışarak geçiriyordum. Bir boka yarasa mutlu olurdum ama anlattıklarımı kimi ağzından akan salyaya rağmen uyuyarak kimi de çorabındaki delikle oynayarak dinledikleri için bir s.kime yaramıyordu bunlar.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;</description>
            <pubDate>Fri, 02 Jun 2006 14:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kapitalizm ve Komünizm</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/kapitalizm-ve-komunizm_651231.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/kapitalizm-ve-komunizm_651231.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Evvel zaman kalbur saman içinde çayırların yeşili daha yeşil, gökyüzünün mavisi daha mavi, denizlerin bile daha sulu olduğu bir yer varmış. Yaşlılar daha genç, gençler alabildiğine yaşlıymış. Herkes mutlu mesut yaşıyor, günlük işlerini hallediyor, akşam evde yemeğini yiyip, horul horul uyuyormuş.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Şehirlerin birinde iki aşık varmış. Kapitalizm ve komünizm. Birbirlerini deliler gibi seviyorlarmış ama öyle böyle değil, bokunu çıkarırcasına. Kapitalizm sevgilisine sürekli paha biçilmez hediyeler alıyormuş, komünizm de sevgilisine eğitim, sağlık gibi hizmetler veriyormuş. İkisi de mutlu, her akşam kumrular gibi sevişiyormuş.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Sonra bir gün komünizm hastalanmış, yataklara düşmüş. Beklemiş ki sevgilisi gelsin, kendisini iyi etsin, elinden tutsun. Ama kapitalizm gelmemiş. &quot;Hasta sevgiliyi ne yapayım?&quot; demiş &quot;Bana yaren mi yok?&quot;. Komünizm buna çok içerlemiş ama belli etmemiş. Bir gün alacağı intikamı düşünerek güçlenmiş güçlenmiş ve yola düşmüş. Yolda siniri geçsin diye herkese sataşmış, kimini dövmüş, kimini yemiş.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Sonra kapitalizmin evine gelmiş ama oha. Ne evi, adam onca zaman sonrasında resmen şato yapmış. Bir de içinde tek kalıyormuş,.. ( &lt;a href=&quot;http://pederzickler.blogcu.com/kapitalizm-ve-komunizm_651231.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 01 Jun 2006 09:58:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Saygı Duyulması Gereken Hayvanlar</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/saygi-duyulmasi-gereken-hayvanlar_651214.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/saygi-duyulmasi-gereken-hayvanlar_651214.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;İnsanlardan ayrılan ekstrem özellikleri sebebiyle saygıyı hak eden hayvanlardır. Diyeceksiniz &quot;Lan her hayvan insandan farklıdır. Adı üstünde: hayvan. Farklı olacak tabi. Yoksa insan derdik. Açmışın böyle tırt bir başlık, oyalıyorsun bizi.&quot;. Saygı duyarım.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Ama mesela kargaya saygı duyarım. Kavun kadar boyuyla 150-200 sene yaşıyor. Yahu karga gibi bir hayvanın benim dedemin dedesini görmüş olabilme ihtimali var. Bu da beni etkiliyor, saygı duyuyorum. Biz o kadar teknolojiyle akılla 70-80 sene anca yaşarken bu hayvan yüzü iki yüzü aşıyor. Helal olsun.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Veya bir komodo ejderi. Bir dil var hayvanda, kunteper canavarının önden evrim geçirmiş hali, o derece. Bir dil darbesiyle orgazm yaşatan bir erkek o. Saygı duyuyorum, eğiliyorum önünde.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Ya da bir koala. O nasıl vurdumduymaz, gamsız, kedersiz bir hayvandır ki günde 20 saat uyuyabiliyor, geri kalan 4 saatte de karnını doyuruyor. Bu nasıl bir geniş çaplılık, heheyt. Saygı duyup, alnından öpüyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;</description>
            <pubDate>Thu, 01 Jun 2006 09:43:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kızlar Teklif Ediyormuş Efsanesi</title>
            <link>http://pederzickler.blogcu.com/kizlar-teklif-ediyormus-efsanesi_650076.html</link>
            <guid>http://pederzickler.blogcu.com/kizlar-teklif-ediyormus-efsanesi_650076.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;Bir başka diyarların, abazan erkeklerin mutlu mutlu yaşadığı, yeşilin daha yeşil, suyun daha ıslak olduğu diyarların efsanesi.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;Mutlu ülkenin her daim mutsuz erkekleri varmış. Çünkü abazanlıktan yanıyorlarmış. senelerce olmayacak fikirler üretmişler, denenebilecek her şeyi denemişler ama olmamış. Kavrul kavrul yanmaya devam etmişler.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;Bir gün hepsi toplanmış, evde film izliyorlarmış. Filmin en heyecanlı sahnesinde birden kapı çalmış: tık tık tık...&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;İlk başta bir dikkat kesilmişler ama sonra nasıl olsa gider demişler ve filmi izlemeye devam etmişler. Ama kapı bir zaman sonra tekrar çalmış: tık tık tık...&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&amp;nbsp;</description>
            <pubDate>Wed, 31 May 2006 22:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://pederzickler.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>